16.01.2017

ARICILIK GEZMELERİ 2017 BAŞLATTIK :)

 2017 Yılının ilk invert şuruplamasını zayıf bölmelerde yaptık.
İmkanı olanlar hazır yemler kullanabilir ama kendi yaptığınız yem kadar güvenli ve ucuz yem bulma şansınız yoktur. Kendi yaptığınız yemek ile lokantadaki yemek bir olur mu olayı ben böyle düşünüyorum.Yılardır Ali Şekerli abimiz tarafından ülkemize tanıtılan ve yapımını onun tercümesinden öğrendiğimiz invert şurubu yapıp kullanıyoruz.Geçmişte bir taraflarını yırtanlar vardı, invert şurup zararlı normal şurup kullanın diye. Şimdi Konnyada invert şurup yapılıyor kimsenin gıkı çıkmıyor, efendim bizimki zararsız enzimle invert yapıyoruz diyenler çıktı, neden bilmem bizim  yaptığımız zararlı şurupla arı öldüremedik.Çok şurup lazımsa ve bekleyecekse kendim kaynatarak invert şurup yapıyorum.

Face arıbakanı sayfasında geçmişte yaptığımız işlerin yayınları oluyor paylaşıyoruz.
İnsanlar bu kadar aciz ve geri zekalı olmamalı, linki tıkladığında konu hakkında resimler yazılar ve videolar var.
Link paylaşılır paylaşılmaz uyuz sorular geliyor, bunu biri bana bir anlatsın ne işe yarıyor...
Bu tür soru soranları listemden atarım veya engellerim, çocuk avutmuyoruz.
Bir başka konu her işin bir rajonu vardır, sayfa bana ait ise bir başkası benim sayfamda rajon kesemez, en son sözü sayfa sahibi söyler.
Adama cevap veriyorsun cevap veriyor cevap veriyorsun cevap veriyor, kardeşim burası benim sayfam git kendi sayfanda ne yazacaksan yaz...

Bir başka anlayamadığım konu ise, dünyada hatasız insan yoktur, adam güya abdesinde namazında, namaz kılan cumhur başkanına zıt. Demirel veya Sezer'e bu kadar zıt değillerdi...
Böyle yapanların İslam ve ümmet anlayışınız nedir? Yoksa bizmi yanlış yapıyoruz.
Ben bunları sayfanda yazıyorum bir başkasının sayfasında yazamam, yazmamamda lazım.

Cumartesi günü Yusuf beye davetliydik, cuma akşamından 60 litre invert şurup yaptım. Ben arıma arı uçtuğu zaman şurup veririm.Bunun yanlış olduğunu söylerler. Arılarımın yiyecek sorunu varsa bunu şurupla çözerim başka türlü yiyecek sorunu çözülmez.Yemlik içi çıtalarla otlarla çok iyi doldurulmalıki arı boğulmasın sadece şurupluğun içindeki plastik yetmez.
Resimde 2 ay öncesi verdiğim kek poşeti duruyor, kışın kesinlikle kek kullanılmamalı ben kullanmam. Başkaları ne yapar beni ilgilendirmiyor.
Arılığımızdaki çoban köpeklerinden birisi. Bunları bir kaç yıl önce memleketimizden getirmiştik.
Kedilerim civardaki evlere sığınmış ama arabayı gördüklerinde benim geldiğimi anlayıp koşarak geliyorlar. Anneleri zannedersem öldü uzun zamandır mutlaka görürdüm.
Yusuf Şimşak'ın körükçüsü Veysel Garip...
Zavallı körükçü, afyon patatesine dayanamayıp, soluğu Arabistan'da almıştı.
Yusufa giderken Veysel'ide Sultanbeyli'ye uğrayıp aldım.
Yusufun malikhanesine çıkamadık, arabaları aşağıda bırakıp tırmanışa geçtik. Arkada nal toplayan biri var, sezona hazırlıyoruz :)
Yolumuz üzerinde bir uyarı, sanki parke taşı almaya geldik :)
Yusuf bey arıların yanındaki arı evini temizlemiş misafir beklerken :)
Formik asit resimlerimde vardı bulamadım.
 Krem tartar.

Etrafı kolaçan ederken invert şurup yapımımda kullandığımız krem tartarın kutusunu buldum.
Bu konularda da soru yıllardır bitmedi. Nedense biz ne bulduysak ilk etapta kullanmışız.
Efendim krem tartarmı olacak, tartarik asitmi diye hala sorular bitmedi. Adamlar yasal olmayan esrar eroyin buluyor, bizim arıcı ülkemizde üretilip satılan krem tartarı bulamıyor. Daha öncede yayınladım, resimde gördüğünüz firmaya ait, adres var telefon var, site adresi var. Buna nasıl ulaşılamıyor merak ediyorum. Kimyacılar tüm asitleri satar, formik asit, asetik asit, tartarik asit gibi bu firmada bulamayacağınız asit belkide yoktur.
Balmumcukimya

Resimde görüldüğü üzere , site adresi verilmiş, açık adresi var, birde adamlar telefonunu yazmışlar, bunu anlayıp işini göremeyene ne diyelim?

Yusuf beyin arılıkta bazı sehpalar fazla eğimliydi, daha fazla eğilirse sehba devrilebilir diye takviyeler verdik.
Laz arılığı, kapaklar uçmasın diye kar topu koymuşlar ağırlık olarak.
Muhteşem abi keçi etini görünce kendinden geçti.
Düzgün poz istedik surata bak.
Patatesleri sobaya verdik. Güya afyon keçisiymiş...
Saç kavurma.
Saç kavurmayla selfi çekme çalışmaları.
Yemeği bitiremedik, peşimden patates, peşinden tatlı ve çerezler.
Pişen patatesin içine rendelenen kaşar peyniri doldurup bir daha fırına sürüyoruz.

Sonuç dehşet...
Yiyecek yer yok ama gel de yeme...

Veysel patatesi görünce ne yapacağını şaşırdı inşallah eski günler nüksetmez, ederse bundan sonra bu patatesin adı körükçü kaçıran olacaktır.
Künefe gibi peynir sünüyor.
Arılıkta bir dolaşalım dedik ye ye patlayacağız.
Karda kara konan arı bir daha kalkamaz ve ölür. Ölüm birden olmaz, soğuk arıyı zamanla felç eder daha sonra hareket kesilir ve ölüyor. Karda hareketsiz kalmış ölü dediğiniz arıyı ısıtın hareketlenir ama o sakat bir arı olmuştur.
Karda yürüyüş, bir yazı okumuştum hatta kopyalayıp almıştım Kanadada kar diye, bir İzmirli günlük tutmuş. Kar fazla olursa bıktırıyor :)
Gene dönüyoruz arı yönetim evine, arı olmayınca masayı yönetiyoruz :)
Allah razı olsun Yusuf bey, nasıl dua edelim derken bizim oraların bir duası aklıma geldi, Allah, tekerine daş değdirmesin, birini bin etsin, inşallah.
Pazar günü avdayız, yağmur ve sis var, Allah bize akıl fikir virsin. Sabah sabah iki yeşilbaş ördek vurdu bizimkiler, vilma buz gibi havada göle girip ördekleri getirdi. Normalde Barniden bu hareketi bekliyorduk ama girmedi hıyar ağası göle. Belkide bize içinden sövmüştür bile...
Öğleye kadar bir kaçta çulluk vurduk yağmur bir türlü durmadı acayipte ıslandık. Güzel bir ateş yaktık, ohbe dünya varmış.
Bir gün öncesi Yusufun orada kalan patatesleri, közde ısıtıp, avcılara bölüştürdüm.
Bu hafta avda çinakop ızgara yedik.
Peşinden çay süper gitti.
Bir gurup domuz avcısı vardı, bir domuz vurmuşlar. Domuzun butlar yok, belindeki etlere kadar almışlar. Bazı avcılar vurdukları domuzu yiyor.
Birde geçenlerde tartışma vardı domuz etini görerek bilme şansınız yok. Allah bu domuzcuların şerlerinden bizleri korusun, et aldığınız yerler bilindik olmalı. Birde geçenlerde facede bir tartışmada gördüm, hem güvenli hemde ucuz etbalık kurumları var. Genelde her vilayette var, bazı ilçelerde de var et işini devletin kurumundan çözmek en iyisi.
Etbalık kurumunun mağazaları
Bir hafta sonu daha bitti, eve dönüş vakti.

10.01.2017

2017 YILI VE İLK MEMLEKET TATİLİMİZ...




2017 Yılına bu Niğde Bor Balcı köyünde girdik. 2016 Yılının son cuma akşamı memleketimize gitmek için yola çıktık.
Yağış vardı ama yollar açıktı.
Koçhisara kadar 100-120 km ortalama hızla gittik. Koçisara kısa bir mesafe kala çay çorba molası verdik, molada nereye doğru gittiğimiz soruldu, Niğde dedik o Koçhisar tarafı sıkıntılı oyalanmayın dediler.
Yola çıktık 5-10 km gitmedik yolda bir karış kar, hızımız 40-50 km ye düştü, son 200 km oldukça sıktı bizi.
Sonunda ilçemiz Bor'a vardık.
Lokantada arapaşı çorba içtik, kavanozdaki biber özel, adamım tepesinden ter çıkartıyor.
Biraz oyalandık köye gidilecek ama vakit geçmiyor, hava aydınlanmadı, duramadık üç sefer köyübn sapağını kaçırdık yolda öyle kar var ve ortalık aydınlanmadığından etrafı göremiyoruz.
Köy yoluna girdik düzlükte zincirsiz gittik rampaya başladı takılıp kaldık. Zincir takıp köye çıktık köyün girişi asfalt bitiyor parke başlıyor, araba parkede gene tutunamadı.
Ne yaptıysak olmadı eve 200 metre kala araba yeniden kaldı.
Yoldan kenara arabayı çekip eve  doğru gittik.
Yolun durumu bu yarım metre kar vardı ve bu kar bu gece yağmış.
Yoldan daha bizden başka kimse geçmemiş bu izler bizim ayak izleri.
Evin yoldan ayrılan yolu, her taraf bembeyaz.
Ağaçlar kardan yıkılacak gibi kar dolu.
Manzara süper...
Gelip geçtiğimiz yolları açmak için kar küreği ile kar açılır.
Eskiden toprak damları bu kürekle temizlerdik.
Eve girdik ev buz gibi ayaklarımızı sıcak su torbasıyla ısıtıyoruz :)
Yıllar öncesine gidiyorsunuz. Çocukluğunuzun geçtiği yerler ve eski karlardan kar yağmış, çoktan beri bu kadar kar yağmamış.
Isındım ya etrafı kolaçan ediyorum.
Çocukken annemin sakladığı şeyleri kokusundan bulurdum, bir gün elma kokuyor ara ara bulamadım, dönüyorum baştan arıyorum defalarca aradım, koku var ama elmayı bulamıyorum. Aramaktan yoruldum durduğum yerden karşıya baktım duvarda bir çeket asılı, çeketi kaldırdım elma torbası altında :)


Eylül ayında kışın yenmek için serilmiş üzüm, bir örtü veya kabın üzerine dizilen yiyeceklere serme denir.
Yazdan kalma kavun, hemen envantere alıyoruz yenilecek:)

Alıç, erik kurusu, ayva ve kuşburnu kaynatıp içiyoruz.
Sonbaharda asılmış deveci armudu envantere ekle...
Arabayı 3 gün sonra evin önüne çekiyoruz, bu arada zincirin iki basamağını kopardım :(
Yıllar öncesinin resmini buldun, sigorta kartımda, Bursa'dan askere gitmeden sigortalı olmuştum.
Sefillik başladı, bu havada avdayız...
İlk gün köye yakın yerlerdeyiz, üzüm bağlarının olduğu yerleri geziyoruz, çobanlar kışın yakmak için kıyı köşeye yakacak saklarlar, onların birazını bulduk ve birazını yaktık. Yerine yeni kestiğim odunlardan koydum, adam gelince bize sövmesin :)
Kar bu çizmeleri aşıp pantolonu ve çorakları ıslatmış...
Ateşin başında hem ısındık hem yemek ve sonrasında çay keyfi...

 En büyük tutkularımızdan biriside avcılık, Rahmetli babam ile 7-8 yaşlarında başladığımız avcılık bazen ara versek te genelde bırakmıyoruz.
Avcılık çok zor, zorlu şatlarda, günlük 10-15 km dağda taşta karda yürümek gerektirmekte. 5-6 sefer dağlara çıktığınızda artık yılıp bıkıyorsunuz.
Av konusunda facedeki paylaşımlarımda sevmedim hareketleri yapanları sayfamdan bazılarını atıyorum bazılarını da engelliyorum.
Hele birisi kızma ifadesi bırakmış adamın profiline girdim baktım elinde olta oltada tuttuğu balıklar sallanıyor, hıyar ağası bu ne perhiz bu ne lahana turşusu...
Avcılığı kurallarına göre yapıyoruz.
Bu gün 1 tavşan 2 keklik vurma kotam varsa belki hiç bir şey vuramadan geri geliyorum, kotayı doldurduğumuz nadirdir.
Devlet, günlük 5 çulluk, 6 ördek vurma hakkı vermiş daha 4 çulluk vurduğumu görmedim, ördektede 3 ördek vurduğum olmamıştır.
Domuz avcıları vardır bazen sohbet ederiz, adam domuz avcısıyım 10 yıldır domuza tüfek atmadım der.
Bizim bölgemizde de artık domuzlar sorun çıkarmaya başladılar, akili mısırları bir gecede duman ediyormuş.
Hayat devam ediyor,kışın karda çalışan bir köstebek, aklıma bizim kalfa geldi, bahçesine böyle çalışkan köstebekler lazım :)
Yeni bir ata sözü daha öğrendim, karda ateş yanarda, külde ateş yanmazmış.
Doğaya çıktığınızda üzerinizde birden fazla çakmak olmalı yada bir kibrit birde çakmağınız olmalı, ateşiniz olduğunda günlerce burada barınırsınız ateş yoksa işiniz sakat.
Közde öğlen yemekleri, azıkta ne varsa hepsi ilaç gibi geliyor.
Közde, Çaylar....
Tavşan...
Niğde söğürme....

Niğdenin yöresel yemeklerindendir söğürme.
Ava çıkmadan aldığımız kotalar.

Komşumuz sütçü, Murat Avşar.
Av vuramayanları sütçü hocamıza okuttuk.
Kendisi derin hocadır :)
İnşallah cumayada gider.
Sütçünün yaklaşık 150 koyunu var, yani çobanlık yapıyor.
Murat iki üç gün akşamları misafirimiz oldu gülmekten kırıldık, aski anıları tazeledik.
Arap aşı olacak keklikleri biriktiriyoruz.

Bir akşam komşuları keklikten yapılmış arapaşı içmeye davet ettik.
Hava çok soğuk olduğundan köpeklerimiz üstlerine düşen görevi yerine getiremediler. Çok soğuklarda köpekler avın kokusunu alamıyor.
Kayanın ortasındaki melengiç ağacı, defalarda budanıp odun edilmesine rağmen inatla orada yaşamaya devam ediyor.
Melengiç ağaçlarına Antep fıstığı aşısı yapılıyor, Antep fıstığı ve melengiç aynı familyadan ağaçlar.
Sarp yaka dediğimiz dağ, bu dağın en üstünden ortasından birde en altından geçebilirsiniz.
Yıllardır ortasındaki geçitten geçmemiştim bu sene geçtim.
Direkli geven depe tarafı.
Yazın bile normalde su içmem, kış günü avda 1 litre su yetmedi, bu soğuklarda nasıl terledik anlatamam.
Yazı, gayret mahallemiz.
Bu sene daha yükseklere çıkamadık, kurt kayasının önünden geriye döndük. Yükseklerde çok kar vardı.
Kelankavu yaylası, 6-7 yaşlarındayken burada yaşadık, keçi sürümüz vardı. Bazı keçileri tuza alıştırmıştık, tuz yemeye alışan keçilerin sütünü amcamın kızıyla nöbetleşe emerdik :)
Yayladaki kar dizime geliyordu.
Kavunun icabına baktık.
Köfter dediğimiz pestil, üzüm şırası ve nişaştadan yapılır.
Niğde tava, yöresel yemeklerimizden gene birisi.
Kasaba gidip kaç kişilik istiyorsanız sipariş veriyorsunuz. Kasap biberini domatesini etini ayarlayıp fırına veriyor size süre veriyor yarım saat sonra gelin, gittiğinizde tavanız hazır ekmekleri alıp girişiyorsunuz.
6 kişilik Niğde tavayı bitiremedik, iki kişi daha olsaydı doyardı. Ödenen para 85 liraydı.
Kurban bayramına gittiğimde aldığım karpuzlardan birisi yenmemiş onunda icabına baktık.
Güneylerde kar erimeye başladı, kuzeylerde kar aynen duruyor.
Toplu yemek resmimiz.
Annem tavşanın köftelik ile yahnilikleri ayırıyor.
Sinirlerden arındırılmış löp etler bulgur ile dövüle dövüle hercın içinde kaybolacak ve köfte olacaklar.
Tavşanın belindeki etler çıkartıldı.


Kemikli kalan etler yahni yapılacak.
Yuvarla taş ile, burgur, kuru nane, kuru soğan, tavşan eti ve az karabiber dövülür.
Böyle küçük küçük yuvarllanır.

Yardımcı aşçımız Senem abamız.
 Pişirilmeye hazır köfteler.
 Köfte ve tavşan yahnisi...
 Yahni.
 Yemekleri Mehmet abinin evinde yaptık...
 Üç tabak yedim dahada canım istiyordu ama yer kalmadı, köfteleri bitiremedik, bir kısmını da annem pişirilmemiş olarak buzluğa attı, canı istediğinde çıkartıp pişirip yiyecek inşallah.

 Bazen kendimizi zoraki komşulara misaifr ettik.
 Avcılardan Durmuş vardı o şu an resim çekiyor :)
Karelerde çıkmamış.
 İnşallah seneye gene böyle sofralar nasip olur diyoruz.

 Götür memet abim.

Karpuzuda kestik artık ertesi gün yola çıkacapız yapılacak iş kalmadı.


Bahçedeki arıları ziyaret ettim, bir kovanın arısı dolaşıyordu, iki kovanda ölen arılar vardı. Girişte kalan ölüleri bir çöp ile dışarıya aldım.
Kışın ölen arı salkımdan yere düşer, sessizce bir aparatla bu ölüleri dışarı çekmek lazım çıkış kapanmasın.
Yıllar öncesi üstten yaptığım aşı, alt ince kaldı üst, iki kat büyüdü.
Bu yıl ektiğimiz antep fıstıkları tuttu ve çok az sürgün vermişler.

Gebze'den üçadet mezarlık için fidan götürüldü, geçen yıl donmuşlar, bu yıl bir bal  kasasına koyup köklerine saman döktüm, tüplü kısım saman içinde kalsın baharda ekilecekler.
Geri döneceğiz ya, anenem bizlere hazırlık yapıyor. Hakiki sirke...
Sayıyor şunu şuna ver şunu şuna ver şunu sen al...
Şu tombul olanı Muhteşem doktora ver didi :)))
Yıllar öncesi ektiğim ayvalardan her yıl ayva yiyoruz, dallarından da köylülerimize verdik, iyice çoğaldı.
Ben ayva ekene kadar köyde ayva olmaz diyorlardı.
İki ağaçtan kasa kasa ayva alıyoruz.
Daha önceden hazırladığı katlanmış yufkaları çuvallara koyduk.
Ertesi gün artık köyden ayrılıyoruz.

Pazar sabahı gene her taraf kar olmuş, komşumuz şadan abi yol açmaya başlamış.
Eşyalarımızı yüklemeye başladık...
Köyden ayrılırken her taraf gene bembeyaz olmuştu.
8 Saat sonra Gebze'ye geldik, burası hereke tüneli ve kar burada da yağıyordu. Kar ile gittik kar ile geldik :)
Seneye ömür, sağlık ve kısmet olursa neden bir tatil daha olmasın.